Miras Bırakılan bir Osmanlı Anıtı

Ada geçmişte uzun ve sıcak yaz aylarında, daima önemli su sıkıntıları yaşamıştır.

Kırsal yaşam alanlarına temiz su tedariki, daima en önemli problemlerinden biri olmuştur.

Yüzyıllar boyunca, su genellikle dağlara düşen yağmur ve kar yağış miktarına ve en önemli olanı Lefke’de bulunan doğal kaynaklardan gelen miktara bağlı olmuştur.

Roma döneminden bu yana şehirlere su temini su kemerleri, kuyu zincirleri, yeraltı su kanalları ve köprülerden oluşan su taşıma sistemleri vasıtasıyla gerçekleştirilmiştir. Ancak kuşatmalar sırasında kanalların çoğu tahrip edilmiştir ve bu da fetihten sonra su kıtlığı yaşanmasına sebep olmuştur.  

Osmanlı yönetiminin başında mevcut su sistemleri gözden geçirilmiştir ve onarılmıştır, ayrıca yeni sistemler de inşa edilmiştir.

Lefke su kemerinin 1609 civarında inşa edildiği düşünülmektedir. On kemerli köprüsü ile şehrin merkezinde bulunan bu taş yapı, Lefke yerleşimcileri tarafından miras bırakılan en iyi Osmanlı eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Bu su kemeri bugün meyve bahçeleri ve tarlaları sulamak için halen kullanılmaktadır.

Denize doğru bereketli tarlalara sahip olan Lefke, Osmanlı döneminde de tahıl üretim üslerinden biriydi. Bu nedenle, tahılların öğütülmesi için onları birçok değirmen ve su yolları inşa edilmiştir.

1879 yılında Kıbrıs’a gelen büyük İngiliz kâşif Sir Samuel White Baker, Lefke’de su ile dönen değirmenlere su sağlayan su yollarındaki taş işlemelerin oldukça zarif ve bağlantılı olduğunu yazmıştır. Bu kemerlerin sadece 10 tanesi günümüze kadar gelebilmiştir ve bu kemerler, bu yerleşim yerine yapılacak günübirlik bir gezide görülmeye değerdir.

 

Harita