Tophane

Gazimagusa Şehir Duvarının içinde, bu tabya şahane bir Rönesans dönemi askeri mimarisi sanat eseri örneğidir.

Aynı zamanda Tophane olarak bilinen Martinengo Tabyası surlarla çevrili şehrin kuzeybatı köşesinde bulunmaktadır ve girift yapısı, gözlerden uzak barışçıl atmosferine tam bir zıtlık içerisindedir.

Erken Dönem Tarihi

Kıbrıs Krallığı, 1192 ve 1489 yılları arasında var olan bir Haçlı devletidir ve Lüzinyanlı Fransız Hanedanlığı tarafından yönetilmiştir. Bağımsız krallığın varlığı sona erdiğinde, Kıbrıs adası 1489 yılından itibaren Venedik Cumhuriyeti’nin denizaşırı ülkesi olarak kontrolüne geçmiştir, 1570 – 1571 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu adanın kontrolünü ele geçirmiştir.

Venedikliler Kıbrıs’a vardığında, şehirlerdeki hiçbir surun modern savunma için uygun olmadığını fark ederek büyük sağlamlaştırma ve renovasyon çalışmaları gerçekleştirmiştir.

Surlar

Gazimagusa’da, 1550 yılında şehir duvarlarının en güçsüz kısmının kuzey batı köşesinde olduğunu fark etmişlerdir ve ünlü Venedikli mimar Giovanni San Michelle, bu alanı tekrar tasarlamak ve güçlendirmek için adaya gelmiştir. Surlar hala yapım aşamasındayken 1559 yılında Gazimagusa’da hayatını kaybetmiştir ve naaşı şehir merkezinde bulunan St. Nicholas Katedraline gömülmüştür. Savunma yapıları 1562 yılında tamamlanana kadar Luigi Brugnoli tarafından devam ettirilmiştir.

Martinengo Tabyası Orta Çağ’ın en iyi askeri mimarisi örneğidir ve Gazimagusa Şehir Duvarlarının içini işaret eden tek ok ucu şekilli tabyadır. Şekli, sadece duvarlardan büyük ateş alanına hükmettiğini temsil etmenin yanı sıra bir saldırgan grup daha güçsüz savunma surlarına saldırmak için hendek alanına nüfuz etmeyi başaracak olursa ateş alanının surların hizasına yönlendirilebileceği anlamına gelmektedir.

Bu sur modelinin, Rönesans dönemi İtalyan heykeltıraş ve mimar Michelangelo tarafından tasarlanan Floransa surlarından ilham alınarak yapıldığına inanılmaktadır. Aslında bu tasarım 300 yıllık savaş meydanına egemen olmuştur ve Martinengo Tabyası Avrupa ve Amerika’daki diğer çeşitli surlara prototip olmuştur.

O dönemdeki en modern tabya tasarımı olan Martinengo’da modern toplar ve top ateşi göz önünde bulundurularak tabya, savunma ve saldırı açısından geliştirilmiştir.

Duvarları 6 metre kalınlığına ulaşmıştır. Toprak herhangi bir ateş etkisini emilmesini sağlamak amacıyla ana yapı malzemesi olarak kullanılmıştır. Geniş hendeklerle çevrili olan bu tabya pek çok yönü işaret eden en geniş Venedik toplarına yer sağlayan geniş bir alanı kaplamaktadır.

Saldırganların tünel kazabilmesini veya patlayıcı koymasını engellemek amacıyla daha alt kısımları mümkün olduğunca temel üzerine inşa edilmiştir. İç kısımlara iki rampa yoldan giriş, tabya içine top tedarikinin sağlanması için atların hızlı ve kolay girişini sağlamaktadır.

Bir mil kareyi aşan boyutuyla, içerisindeki dolambaçlı yol, tabyanın içerisinde bir taraftan öteki tarafa geçişi kolaylaştırmaktadır. Barut dumanının dışarı atılması için bacalar yapılmıştır ve barut fıçılarının ve ateş toplarının muhafaza edilmesine olanak sağlayan büyük boş alanlar bulunmaktadır.

Osmanlı Kuşatması

Osmanlı’nın Gazimagusa’yı kuşatması sırasında, Hiernino Martinengo komutasındaki Venedikli kuvvetler kuşatılmış şehre destek olarak gönderilmiştir. Komutan Martinengo yolda hayatını kaybetmiştir ve naaşı Gazimagusa’ya götürülmüştür. Bilinen bir komutan olarak kendisinin ismi bu tabyaya verilmiştir.

Sonraki yıllarda biraz eskimiş olsa da tabya hala birçok standarta göre heybetli bir yapı olarak görülmektedir.

Ziyaretçiler, burayı gördüğünde bu harika tabyadan atılan ateşin gücünün düştüğü yeri nasıl yıkıp geçtiğini veya milyonlarca Osmanlı kuvvetinin daha sonradan ele geçirilmesi neredeyse olanaksız olduğu söylenen Gazimağusa’yı fethetmesinin nasıl 10 ay sürdüğünü tasavvur etmekte hiç zorlanmayacaktır.

Bu büyüleyici Martinengo Tabyasının hem içinde hem dışında görülecek pek çok şey bulunmaktadır ve burası için ayıracağınız 90 dakika hem tarihi hem mimari açıdan olağanüstü güzelliğine tanıklık etmek için yeterli olacaktır. Eşsiz bir hassasiyetle işlenmemiş tek bir taş köşe, açı veya tünel bulmak mümkün değildir.

Yakınındaki Ermeni ve Karmelit kiliselerinin yıkıntıları da bu tabya ziyaret edilirken görülmeye değer güzelliklerdendir.

Harita