Eski Gazimağusa’ya Muhteşem bir Giriş

Günümüzde eski Gazimağusa surlarında yürüyen ziyaretçiler, çeşitli sur bölümlerinde yürüyerek, savunmanın ne olduğunu hissedebilmektedir.

Venedikliler Kıbrıs’ın kontrolünü 1489 yılında Fransız Lüzinyanlıların elinden aldıktan sonra, Gazimagusa şehir surları uzun ve inceydi, o dönemde basit saldırılara karşı savunma amaçlı inşa edilmişti.

Ancak, savaş yöntemleri gelişmişti ve ağır topların icat edilmesiyle Venedikliler bu surları yeniden modellendirip güçlendirmeleri gerektiğinin her zamankinden daha farkındaydılar, özellikle Osmanlıların ve devasa toplarının olası tehdidine yönelik güçlendirilmeliydiler.

1492 yılında, bu surları güçlendirmeye başlamışlardır ve 70 yıldan fazla süren bu renovasyon sürecini yönetmeleri için Venedik’ten uzmanlar getirtilmiştir. Bu güçlendirilmiş surların belirli modellemesi sırasında yüksek Rönesans Döneminde İtalyan heykeltıraş ve mimar olan Michelangelo’dan ilham alınmıştır.

Denize bakan surlar 3 km uzunluğunda ve 18 metre boyunda inşa edilmiştir ve Martinengo Tabyası ve üzerindeki daha sonra Rivettina Tabyası olarak adlandırılan Kara Kapısı iyi bir maliyetle yeniden tasarlanmıştır.

Surlara giriş yapılan Kara Kapısı ve Deniz Kapısı- Porta del Mare olmak üzere iki kapı bulunmaktadır. Gazimagusa surlarına yapılan herhangi bir tur, genellikle Rivettina Tabyasına yakın olan güney uçtan başlamaktadır.

Bu tabya, Othello Kulesinden sonra surların ikinci en eski yapısıdır ve askeri savunma yapılarına ilgi duyan ziyaretçiler için kesinlikle büyüleyici alanlardan birisidir.

Yüzyıllar boyunca, Gazimağusayı yönetenlerin zamanına bağlı olarak Ravelin ve Akkule olarak da adlandırılmıştır.

Aslında Ravelin olarak adlandırılan tabya Lüzinyanlılar tarafında Gazimagusa surlarının dışına şehrin ana girişini koruması için inşa edilmiştir. Ravelin, yapının yarım ay şeklini yansıtan eski bir Fransız ismidir.

Venedikliler yönetimi ele geçirdiğinde ve güçlendirme çalışmaları başlatıldığında, Ravelin’e bağlantısı bulunan yeni surlar inşa etmiştir. Sonra, Rivettina Tabyası olarak adlandırılan ve topların depolandığı aynı zamanda pek çok yolu ve odası bulunan bu yapı, devasa savunma yapısının bir parçası haline gelmiştir.

Böylesi bir savunma yapısının dış cepheleri herhangi bir saldırı gücünü ve asma duvara yaklaşan birliklerin saldırılarında ateş alabilecek silahları kesecek şekilde yapılandırılmıştır.

Osmanlıların oluşturduğu tehdidin boşa olmadığı anlaşıldı ve 1570-71 yıllarında Gazimağusa’daki Venedikliler kendilerini kuşatma altında buldular.

Osmanlılar Gazimagusa ve Rivettina Tabyasının kontrolünü ele geçirdikten sonra, Akkule ismini almıştır. Bu isim muhtemelen Venediklilerin kuşatma sırasında göndere çektikleri bayrağın renginden gelmektedir.

Surlarla çevrili şehre giriş Akkuleden, Osmanlıların inşa ettiği, kale kapısı tarafından korunan ve günümüze kadar ayakta kalmış olan asma köprü üzerinden yapılmaya devam etmektedir.

Bu kapıdan giren ziyaretçiler ilk olarak tarihi Venedik dönemine dayanan fresklere ve hanedan armalarına hayran kalacaktır. Osmanlılar tarafından 1619 yılında inşa edilmiş olan Akkule Camisini geçince, merdivenlerden surların tepesine çıkabilirsiniz ve Arsenal boyunca yürüyüp Porta del Mare yani Deniz Kapısına ulaşabilirsiniz.

Yüzyıllar boyunca gelip geçen medeniyetlerin ve kuşatmaların izlerine bu labirentte tanıklık edebilirsiniz.

Harita